Özür sancısı

Haziran 20, 2016 | 836 gösterim | ANALİZ

Özür sancısı

“İhlali yapan özür dilesin” diyen Erdoğan’ın Putin’e mektup göndermesi, büyüyen ekonomik, siyasi ve güvenlik maliyetlerinin bir yansıması. Rusların özür, tazminat ve soruşturma şartlarının gerçekleşmesini de yine bu maliyetler belirleyecek.

Türkiye’nin bir Rus savaş uçağını hava sahası ihlali yaptığı gerekçesiyle 24 Kasım’da düşürmesinin ardından iki ülke arasında yaşanan kriz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e milli gün dolayısıyla gönderdiği mektupla yeni bir boyut kazandı.

Erdoğan’ın “Yakın zamanda Rusya ve Türkiye’nin ilişkilerinin hak edilen düzeye yükselmesini diliyorum.” mesajı içeren mektubuna Kremlin sözcüsünün vermiş olduğu cevabı havuz medyası dün “Putin U dönüşü yaptı” şeklinde takdim etti. Oysa Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov önceki gün Rusya’nın da ilişkilerin normalleşmesini istediğini, ancak bunu için Ankara’nın resmi olarak özür dilemesini, tazminat ödemesini ve soruşturma açmasını beklediklerini yinelemişti.

Erdoğan, 26 Kasım’da yaptığı açıklamada “Aynı ihlal bugün yapılsa Türkiye yine bu karşılığı vermek durumundadır.” demiş, aynı gün CNN International’a yaptığı açıklamada ise “Şu ana kadar üst düzeyden özür sözü duymadık.” diyen Rusya Devlet Başkanı Putin’e, “Özür dilemeyeceğiz. Hava sahamızı ihlal edenler özür dilesin.” karşılığını vermişti.

Pişman değiliz, üzgünüz

Bu nedenle Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektup, “Ankara özür mü dileyecek?” yorumlarını beraberinde getirdi. Ancak önceki akşam bir televizyon programında konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise “Rus pilotunun öldürülmesi meselesi son derece üzücü bir mesele. Özür dilemek diplomatik anlamda çok başka bir şeydir. Pişmanlık da değil, üzgünüz yani. Onların da üzgün olması lazım.” dedi.

Zeybekçi’nin açıklamasının devamı ise Erdoğan’ın neden mektup gönderdiğine dair ipuçları içeriyor. İhracat ve turizmde yaşanan soruna dikkat çeken Zeybekçi, “Bu her iki ülke için sürdürülebilir bir ortam değil.” dedi.

Rakamlar özüre mi zorluyor?

Rakamlar Zeybekçi’nin endişesini doğruluyor. Rusya’nın, Ocak 2016’dan itibaren uygulamaya koyduğu yaptırımlar nedeniyle özellikle yaş sebze meyve ihracatı, turizm, bavul ticareti ve yatırımlar olumsuz etkilendi. TÜİK verilerine göre 2016’nın ilk dört ayında Rusya’ya ihracat geçen yılın aynı dönemine oranla %60 azalarak 484,6 milyon dolara geriledi. Türkiye’nin ihracatında ilk 5-6’ya giren Rusya, Mayıs 2016 itibari ile 20’inci sıraya düştü.

Geçen yıl 3 milyon 650 bin Rus’u misafir eden turizm sektöründe de durum farksız.

Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre sadece nisan ayında Türkiye’ye gelen Rus turist sayısı geçen yılın ayına göre yüzde 79,28 azalarak 31 bin 50’de kaldı. Rusların gözdesi Antalya’ya yılın ilk beş ayında gelen turist sayısı geçen yıla oranla yüzde 96 düştü. Uçak krizinin sektöre toplam maliyetinin 10 milyar doları aşması bekleniyor. Oysa Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek 7 Aralık’ta yaptığı açıklamada Rusya ile sıfır ilişki durumunda maliyetin 9 milyar dolar olacağını söylemişti. Muhalefet ise krizin orta vadede Türkiye’ye 44 milyar dolarlık bir yük getireceği uyarısında bulunmuştu.

Uçaklarımız uçamaz oldu

Uçak krizinin ekonomik yükünün yanı sıra ciddi siyasi ve güvenlik maliyeti de söz konusu. Krizin ardından Rusya’nın Suriye’ye S-400 hava savunma sistemleri kurması nedeniyle muhtemel bir intikam saldırısından çekinen Ankara o tarihten beri Suriye üzerinde uçak uçuramıyor. Bu durum ise Türkiye’yi özellik Kilis’e roket yağdıran IŞİD’e karşılık verme konusunda sadece topçulara ve koalisyon uçaklarına mahkum ediyor. IŞİD’in ocak ayından beri gerçekleştirdiği roket saldırılarında en az 21 kişi ölmüştü. Aynı durum Ankara’nın Suriye’deki kırmızı çizgileri sürekli aşındıran PYD’ye karşı da elini zayıflatan bir faktör. PKK’nın omuzdan atılan Rus yapımı bir füzeyle Hakkari’de bir Kobra helikopterini düşürmesi de Moskova ile yaşanan gerilime dair soru işaretlerini gündeme getirmişti.


‘Değerli yalnızlık’tan çıkış mı?

Mektup hamlesi, Türkiye’nin diplomatik alanda bir süreden beri yaşadığı yalnızlığın derinleştiği bir döneme denk gelmesiyle de dikkat çekti. 14 yıllık dış politikanın mimarı sayılan Ahmet Davutoğlu’nun görevden alınmasının, sorunlu ilişkileri tamirde Erdoğan’a manevra alanı oluşturduğu yorumları yapılıyor. Hatırlanacağı gibi Davutoğlu, uçağı düşürme emrini kendisinin verdiğini ifade etmişti. Erdoğan’ın Rusya ile ilişkileri normalleştirme hamlesinde ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerde yaşanan gerilimin de etkili olabileceği üzerinde duruluyor. Erdoğan, son yıllarda Rusya’nın yer aldığı Şanghay İşbirliği Örgütü’nü Brüksel’e karşı alternatif olarak takdim ediyordu.

Yeni Hayat | Celil Sağır

 

Cevap bırakın

  • (yayınlanan olmayacak)